Garry Landreth ‘Kuşlar uçar, balıklar yüzer, çocuklar oyun oynar’ sözüyle çocuğun dilinin oyun olduğunu çok güzel bir şekilde özetlemiştir. Oyun, çocuğun Dünya’yı algılamasını, yaşantılarını deneyimsel olarak karşı tarafa aktarmasını sağlayan bir iletişim aracıdır. Oyun sağlıklı bir çocukluk döneminin olmazsa olmazıdır ve bununla beraber çocuğu bedensel, duygusal, sosyal, fiziksel alanlarda geliştirir. Çocuklar oyun yoluyla duygu ve düşüncelerinde kontrol becerisi kazanmaya başlarlar. Oyun oynayan çocukların beyinlerine daha fazla uyarıcı sinyal gittiği için zihinsel gelişimi de olumlu etkilenir.
Ebeveynlerle oynanan oyunlar kaliteli bir zaman sunarken aynı zamanda duygusal bağlarının da gelişimine katkı sunar.
Bazı çocuklar sözel yollarla duygularını ifade ederken bazı çocuklar için bir araç kullanmak gerekebilir. Birlikte oyun oynamak çocuğun ebeveyniyle kurduğu bir iletişim aracı haline gelirken öte yandan çocuğun duygularını aktarmasına da alan açmaktadır. Ayrıca bazı oyunlar çocukların; dikkat ve problem çözme becerilerini artırmaktadır. Çocuk nesneler arasında bağlantı kurarak neden-sonuç bağlamını deneyimsel olarak edinmiş olurlar.
Anlaşılamayan duygular birtakım güçlük alanlarına neden olabilmektedir. Çocuğu dinlemek, duygularını anlamak, yaşantılarına dahil olmak özgüven gelişimini destekleyecektir.
Çocukların evde ya da sosyal çevrede yaşadığı güçlük alanları olabilir. Bu güçlük alanlarına; sosyal ortamlarda yaşanan güçlükler, iletişimde yaşanan zorluklar, kardeş kıskançlığı, sınırlara ve kurallara uyamama, duygusal güçlükler örnek olarak gösterilebilir. Bu alanlarda zorluk yaşayan çocuklar için ebeveynleri bir süre gözlem yaparak davranışların başlangıcı ve yoğunluğunu değerlendirip destek almayı planlayabilirler. Bu kapsamda uzman, ebeveyn ve varsa okul iş birliği içerisinde ilerlemektedir.
Oyun terapisi; özel seçilmiş oyuncaklarla birlikte çocuğun duygularını düzenlemesine ve problemlerini çözmesine destek olur.